Atatürk'ü Sevmek O'nu Anlamakla Olacaktır!
Bugün 10 kasım. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 69. Yıldönümü. Kendisine şükranlarımızı tekrar tekrar sunuyor ve Allah'tan rahmet diliyoruz.
Kendisine şükranlarımızı sunuyoruz dedik ama, bu sadece bir laftan ibaret kalacaksa bunun bir değeri yoktur. Ona gerçekten şükranlarımızı sunabilmek onu iyi tanıyıp, anlamakla gerçekleşecektir. Onun kararlılığı, vatan-millet sevgisi, fedakarlığı, ileri görüşlülüğü, hedefliliği, ben yaparsam olur diyerek milletimizin liderliğine soyunması irdelenmeli, anlaşılmalı ve hayat prensipleri haline getirilmelidir.
Hem askerliği döneminde, hem de devlet adamlığı döneminde binlerce engelle karşılaşmış, kararı sayesinde bütün engellerin üstesinden gelebilmiştir. Onun kararı "Türk Milleti Esir Olamaz"dır. Bu kararıyla, makamı, mevkiyi, rütbeyi, şan ve şöhreti bırakmış, Anadolu'ya geçerek büyük bir mücadeleye başlamıştır. Kurtuluş Savaşı öncesi komutanlık yaptığı zamanlarda, Türk Milleti'ni ve Türk Askeri'ni çok yakından tanımıştır. Türk Milleti'nin hem askeri alanda, hem de sivil alanda çok büyük işler başarabileceğine yürekten inanmıştır. Türk Milleti'de onun ne kadar haklı olduğunu, milli mücadelede ve Cumhuriyet kurulduktan sonra, yıklımş bir ülkeyi yeniden inşa ederek ispat etmiştir.
Atatürk, himaye, sömürge, mandacılık gibi kavramlara şiddetle karşı çıkmış, ne olacaksa milletin kendi imkanlarıyla olacağına, kimsenin aklıyla bir yere varılamayacağına kesin inanmıştır. Çanakkale Savaşı'nda, yarbay rütbesindeyken, düşmanın Gelibolu çıkarmasına kadar, yani 25 Nisan 1915'e kadar orada yedek kuvvet olarak kalmış, fakat Arıburnu taarruzu başlar başlamaz, kendi insiyatifi ve teşebbüsü ile emir beklemeden, Arıburnu'na yetişerek taarruza geçmiştir. Düşmanı Koca çimentepe'de durdurarak, yarımadanın tahliyesine kadar düşmanın ilerlemek için yaptığı bütün taarruzları ve şiddetli hücumları erimeye mahkum etmiştir. Orada generaller varken böyle bir karar alabilmesi kararlılığının önemli örneklerdendir
Günümüzde, birçok kavramda olduğu gibi Atatürkçülük kavramı da sığlaştırılmış, içi boşaltılmıştır. Çok üzülerek şahit olduğumuz Atatürkçülüğün; "rakı içip, leblebi yemeye indirgenmesi" Türk Milleti'ne ve Atatürk'e ihanettir. Bu yanlışları ve zihinlerimizdeki olumsuz düşünceleri derhal düzeltmeli, Atatürk'ü layık olduğu yere başarılarımızla, fedakarlığımızla, kendi çıkarlarımızdan önce, ülkemizi ve milletimizi düşünerek ona layık olmalıyız.
Mustafa Kemal Atatürk bu yüzyılın en hedefli insanıdır. Böyle bir liderin torunları olduğumuz için "Ne Mutlu Bize"...
|
|