Stresten Kurtulmanın Yolları

İnsan hayatının her saniyesi her an’ı kendisini SAYGIYLA kabul ettirme isteğinin baskısıyla doludur. Herkes farkında olsun ya da olmasın, hareketlerinin, sözlerinin, çabalarının temelinde yatan kendini kabul ettirme isteğidir.
Gerçek bu olmasına rağmen, doğduğu An’dan, hatta ana karnından itibaren gerekli ve yeterli eğitimi alamamaktan dolayı pek çok kişi hoşnut bir yaşam sürememektedir. İnsan hayatının belli dönemlerinde şiddetle baskısını sürdüren temel duygular doyuma ulaşmadığı için “İNSAN” dediğimiz o elle tutulamayan varlık bir takım içsel hastalıklara yakalanmaktadır. Bu içsel hastalıklar fizik yapıyı da etkileyerek çeşitli fiziksel hastalıklara da neden olmakta, bir ömür hoşnutsuzluklarla geçmektedir.

Aşağıdaki içsel hastalıklar olarak adlandırdığımız davranışlar insan yapısına uygun olmayan davranışlar olup huzursuzluk, sıkıntı, tatminsizlik gibi olumsuzlukları doğurmakta ve bunların yarattığı sıkıntılar genel olarak STRES olarak adlandırılmaktadır. Temelde yatan problem insanların tabii yaratılışlarına uygun olarak yaşamamaları, her türlü olayı ve kişileri kendi kafalarına uygun bir şekilde istemeleri, bulamayınca da sıkıntıya düşmelerinden kaynaklanmaktadır.

İÇSEL HASTALIKLARIMIZ

Aşağılık duygusu
Hırçınlık
Gölgelik
Yalancılık
Bencillik
Çekememezlik
Kızmak
Darılmak
Küsmek
Kusur aramak
Tembellik
Kuruntu yapmak
Beğenmemezlik
Dedikodu yapmak
Kıskançlık
Sinirlenmek
Kınamak
Etkilenmek

 

TABİİ GÖRMEK
Görüyoruz ki, hepimiz yapmamız gerekenleri muhataplarımızdan, ya da tüm insanlardan bekliyoruz. Görebiliyorsak tabi... Ama görmesek de, herkesten bekliyoruz, bulamayınca da bozuluyoruz. Oysa tabii görmek bizim için daha rahat. Daha rahat ama, tabii görmeye de yaklaşmak istemiyoruz.
Tabii görmek deyince, herkesi olduğu gibi kabul etmek akla gelir. Olduğu gibi, bulunduğu hal ile kabul etmek; bizlere nefes alıp verdiren, bizleri ana karnında oluşturup geliştiren yaşatanın, aynı anda, herkesten, her varlıktan türlü türlü biçimlerde tecelli ettiğini unutmamak; olayları, durumları olduğu gibi karşılamak, moralimizi bozmayıp, sinirlenmemek, kızmamak ve kınamamak...

        Her an herkesi olduğu durum, olduğu hal ile kabul edersek, değişen bir şey olmaz. Sadece bizim huzurumuz kaçmaz, anlaşmazlık çıkmaz, sürtüşmelere yer kalmaz. Ummak, küsmek kalmaz, sitemler biter ve bezginliklere yol açılmaz.

“Bu benim yakınımdır. Böyle davranmamalıydı. Şöyle bakması bana ağır geldi. Beni tanımayan adam olsa yüreğim yanmaz. Niye böyledir insanlar aklım ermiyor” gibi sitemlerle zihnimizin meşgul olmasını istemiyorsak, tabii görmeyi yeğ tutmak zorundayız.

Halen hayatımızı nasıl refahla sürdüreceğiz ona bakalım. Şu ekonomik sıkıntılara bir de ilişkiler sıkıntı katılmasın, hiç olmazsa bir tarafımız rahat olsun.

Öyleyse insanlardan umduklarımızı insanlara kendimiz yaparsak dava biter. Onlarda bizi görür karşılık veririler. Biz onlardan umuyoruz, onlar da bizden umuyor. O halde umduğumuzu önce biz yaparız. Onlar da sonra bize yapar. İnsanları oldukları gibi, bulundukları halde kabul etmek ise;

Anlayış beklemeyip, anlayış göstermekle;
Kabul beklemeyip, kabul etmekle,
Sevgi beklemeyip sevmekle;
Takdir beklemeyip takdir etmekle
Yardım beklemeyip yardım etmekle mümkün olur.

Bu takdirde dünyadaki insanlar arası bozuk düzeni, doğru ve tatlı bir düzene sokabilir, stresten kurtulabiliriz.


İLETİŞİM | HAKKIMIZDA
© COPYRIGHT 2008 - Örnekinsan.biz